GAYB

GAYB

Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler. (Bakara/3)

(Allah:) “Ey Adem, bunları onlara isimleriyle haber ver” dedi. O, bunları onlara isimleriyle haber verince de dedi ki: “Size demedim mi, göklerin ve yerin gaybını gerçekten ben bilirim, gizli tuttuklarınızı ve açığa vurduklarınızı da ben bilirim.” (Bakara/33)

Bunlar gayb haberlerindendir; bunları sana vahyediyoruz. Onlardan hangisi Meryem’i sorumluluğuna alacak diye kalemleriyle kur’a atarlarken sen yanlarında değildin; çekişirlerken de yanlarında değildin. (Ali İmran/44)

Allah murdar olanı, temiz olandan ayırd edinceye kadar mü’minleri sizin kendisi üzerinde bulunduğunuz durumda bırakacak değildir. Allah, sizi gayb üzerine muttali kılacak değildir. Ama Allah, elçilerinden dilediğini seçer. Öyleyse siz de Allah’a ve elçisine iman edin. Eğer, iman eder ve sakınırsanız sizin için büyük bir ecir vardır. (Ali İmran/179)

De ki: “Size Allah’ın hazineleri yanımdadır demiyorum, gaybı da bilmiyorum ve ben size bir meleğim de demiyorum. Ben, bana vahyedilenden başkasına uymam.” De ki: “Kör olanla, gören bir olur mu? Yine de düşünmeyecek misiniz?” (En’am/50)

Gaybın anahtarları O’nun Katındadır. O’ndan başka hiç kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde olanların tümünü O bilir. O bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve herşey) apaçık bir kitaptadır. (En’am/59)

O, gökleri ve yeri hak olarak yaratandır. O’nun “Ol” dediği gün (herşey) oluverir, O’nun sözü haktır. Sur’a üfürüldüğü gün, mülk O’nundur. O, gaybı ve müşahede edilebileni bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibi olandır haberdar olandır. (En’am/73)

De ki: Allah’ın dilemesi dışında, kendim için yarardan ve zarardan (hiçbir şeye) malik değilim. Eğer gaybı bilebilseydim muhakkak hayırdan yaptıklarımı arttırırdım ve bana bir kötülük dokunmazdı. Ben, iman eden bir topluluk için bir uyarıcı ve bir müjde vericiden başkası değilim. (Araf/188)

“Onlara geri döndüğünüzde size özür belirttiler. De ki: Özür belirtmeyiniz, size kesin olarak inanmıyoruz. Allah, bize durumunuzu haber vermiştir. Yaptıklarınızı Allah, görecektir O’nun elçisi de. Sonra gaybı da müşahede edilebileni de bilen’e döndürüleceksiniz ve O, yaptıklarınızı size haber verecektir. (Tevbe/94)

“Bir de derler ki: Rabbinden üzerine bir ayet (mucize) indirilse ya!.. De ki: Gayb yalnızca Allah’ındır siz bekleyedurun; ben de sizlerle birlikte bekleyenlerdenim. (Yunus/20)

“Ben, size Allah’ın hazineleri yanımdadır, demiyorum, gaybı da bilmiyorum. Melek olduğumu, söylemiyorum ve gözlerinizin aşağılık gördüklerine Allah kesin olarak bir hayır vermez de demiyorum. Nefislerinde olanı Allah, daha iyi bilir. Bu durumda (bunun aksini yaparsam) gerçekten o zaman zalimlerdenim (demek)dir. (Hud/31)

Göklerin ve yerin gaybı Allah’ındır bütün işler O’na döndürülür; öyleyse O’na kulluk edin ve O’na tevekkül edin. Senin Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir. (Hud/123)

Bu sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Yoksa onlar ,(Yusuf’un kardeşleri) o hileli-düzeni kurarlarken yapacakları işe topluca karar verdikleri zaman sen yanlarında değildin. (Yusuf/102)

O, gaybı da müşahede edileni de bilendir. Pek büyüktür, yücedir. (Ra’d/9)

Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. (Kıyamet) Saatin(in) emri de yalnızca (süratli) göz açıp kapama gibidir veya daha yakındır. Şüphesiz Allah, herşeye güç yetirendir. (Nahl/77)

De ki: “Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybı O’nundur. O ne güzel görmekte ve ne güzel işitmektedir. O’nun dışında onların bir velisi yoktur. Kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz.” (Kehf/26)

Adn cennetleri (onlarındır) ki, Rahman (olan Allah onu) Kendi kullarına gaybtan vadetmiştir. Şüphesiz O’nun va’di yerine gelecektir. (Meryem/61)

Onlar, Rablerine karşı gayb ile (O’nu görmedikleri halde) bir haşyet içindedirler ve onlar kıyamet saatinden ‘içleri titremekte olanlardır.’ (Enbiya/49)

Gaybı ve müşahede edilebileni bilendir; onların ortak koştuklarından yücedir. (Mü’minun/92)

De ki: “Göklerde ve yerde gaybı Allah’tan başka kimse bilmez. Onlar, ne zaman dirileceklerinin şuuruna varmıyorlar.” (Neml/65)

İşte gaybı da, müşahede edilebileni de bilen, üstün ve güçlü olan esirgeyen O’dur. (Secde/6)

İnkâr edenler dediler ki: “Kıyamet-saati bize gelmez.” De ki: “Hayır, gaybı bilen Rabbime andolsun o muhakkak size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre ağırlığınca hiçbir şey O’ndan uzak (saklı) kalmaz. Bundan daha küçük olanı da daha büyük olanıda istisnasız mutlaka apaçık bir kitapta (yazılı)dır.” (Sebe/3)

Oysa daha önce onu inkar etmişlerdi; onlar, uzak bir yerden gayba atıp tutuyorlardı (dil uzatıyorlardı). (Sebe/53)

Hiçbir günahkar, bir başka günahkarın günahını yüklenemez. Eğer yükü ağır olan kimse (bir başkasını) onu taşımaya çağırsa -bu yakın-akrabası da olsa- kendisine ondan hiçbir şey yükletilmez. Sen yalnızca gayb ile Rablerinden ‘içleri titreyerek-korkmakta’ olanları ve dosdoğru namazı kılanları uyarırsın. Kim temizlenip-arınırsa artık o kendi nefsi için temizlenip-arınmıştır. Sonunda dönüş Allah’adır. (Fatır/18)

Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin gaybını bilendir. Gerçek şu ki, O sinelerin özünde (saklı) olanı bilir. (Fatır/38)

Sen ancak zikre (Kur’an’a) uyan ve gayb ile Rahman olan (Allah’)a (karşı) içi titreyerek korku duyan kimseyi uyarırsın. İşte böylesini bir bağışlanma ve üstün bir ecirle müjdele. (Yasin/11)

De ki: “Ey gökleri ve yeri yaratan gaybı ve müşahede edilebileni bilen Allah’ım. Anlaşmazlığa düştükleri şeylerde kullarının arasında sen hüküm vereceksin.” (Zümer/46)

Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin gaybını bilir. Allah, yaptıklarınızı görendir. (Hucurat/18)

Görmediği halde Rahman’a karşı ‘içi titreyerek korku duyan’ ve ‘içten Allah’a yönelmiş’ bir kalp ile gelen içindir. (Kaf/33)

Yoksa gayb (bilgisi) onların Katında mıdır böylece yazıp-duruyorlar? (Tur/41)

Gaybın ilmi onun yanında da o mu görüyor? (Necm/35)

Andolsun Biz, elçilerimizi apaçık belgelerle gönderdik ve insanlar adaleti ayakta tutsunlar diye onlarla birlikte kitabı ve mizanı indirdik. Ve kendisine çetin bir sertlik ve insanlar için (çeşitli) yararlar bulunan demiri de indirdik; öyle ki Allah, Kendisine ve elçilerine gayb ile (görmedikleri halde) kimlerin yardım edeceğini bilsin (ortaya çıkarsın). Şüphesiz Allah, büyük kuvvet sahibidir üstün olandır. (Hadid/25)

O Allah ki, O’ndan başka ilah yoktur. Gaybı da, müşahede edilebileni de bilendir. Rahman Rahim olan O’dur. (Haşr/22)

De ki: “Elbette sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, şüphesiz sizinle karşılaşıp-buluşacaktır. Sonra gaybı da müşahede edilebileni de bilen (Allah)a döndürüleceksiniz; O da, size yaptıklarınızı haber verecektir.” (Cum’a/8)

Gaybı da müşahede edilebileni de bilen, Aziz (üstün ve güçlü), Hakim (hüküm ve hikmet sahibi)dir. (Tegabün/18)

Gerçek şu ki, Rablerinden gayb ile (O’nu görmedikleri halde) içleri titreyerek-korkanlara gelince; onlar için bir mağfiret (bağışlanma) ve büyük bir ecir vardır. (Mülk/12)

Yoksa gayb (görünmeyenin bilgisi) onların yanında mıdır ki kendileri yazıp duruyorlar? (Kalem/47)

O, gaybı bilendir. Kendi gaybını (görülmez bilgi hazinesini) kimseye açık tutmaz (ona muttali kılmaz.) (Cin/26)

O, gayb (haberlerin)e karşı (söylediklerinden dolayı) suçlanamaz (ya da cimrilikte bulunup kıskançlık yapmaz.) (Tekvir/24)

 

Translate »