EŞCİNSELLİK – LİVATA

EŞCİNSELLİK – LİVATA

Hani Lut da kavmine şöyle demişti: “Sizden önce alemlerden hiç kimsenin yapmadığı hayasız-çirkinliği mi yapıyorsunuz?” (Araf/80)

“Gerçekten siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Doğrusu siz, ölçüyü aşan (azgın) bir kavimsiniz.” (Araf/81)

Kavminin cevabı: “Yurdunuzdan sürüp çıkarın bunları, çünkü bunlar çokça temizlenen insanlarmış!” demekten başka olmadı. (Araf/82)

Kavmi ona doğru koşarak geldi; onlar daha önceden kötülükler işlemekteydiler. “Ey kavmim” dedi. “İşte benim kızlarım, bunlar sizler için daha temizdir. Artık Allah’tan korkun ve beni misafirim önünde küçük düşürmeyin. İçinizde hiç aklı başında olan (reşid) bir adam yok mu?” (Hud/78)

Dediler ki: “Andolsun, senin kızlarında bizim haktan bir şeyimiz (ilgimiz ve arzumuz) olmadığını sen de bilmişsindir. Bizim ne istediğimizi gerçekte sen biliyorsun.” (Hud/79)

Şehir halkı birbirlerine müjdeler vererek geldi. (Hicr/67)

(Lut onlara) “Bunlar benim konuğumdur, beni utandırıp-dillere düşürmeyin” dedi. (Hicr/68)

“Allah’tan korkup-sakının ve beni küçük düşürmeyin.” (Hicr/69)

Dediler ki: “Biz seni ‘herkes(in işin)e karışmaktan’ alıkoymamış mıydık?” (Hicr/70)

Dedi ki: “Eğer yapmak-istiyorsanız, işte bunlar, benim kızlarım.” (Hicr/71)

Ömrüne andolsun ki, onlar, sarhoşlukları içinde kör-sersemdiler. (Hicr/72)

“Siz insanlardan (cinsel arzuyla) erkeklere mi gidiyorsunuz? (Şuara/165)

“Rabbinizin sizler için yaratmış bulunduğu eşlerinizi bırakıyorsunuz. Hayır, siz sınırı çiğneyen bir kavimsiniz.” (Şuara/166)

Dediler ki: “Ey Lut, eğer (bu söylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gerçekten (burdan) sürülüp çıkarılanlardan olacaksın. (Şuara/167)

“Dedi ki: “Gerçekten ben, sizin bu yaptığınıza öfke ile karşı olanlardanım.” (Şuara/168)

“Siz gerçekten, kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Hayır, siz (yaptığı şeyi) bilmeyen bir kavimsiniz.” (Neml/55)

“Siz, (yine de) erkeklere yaklaşacak, yol kesecek ve bir araya gelişlerinizde çirkinlikler yapacak mısınız?” Bunun üzerine kavminin cevabı yalnızca: “Eğer doğru söylüyor isen, bize Allah’ın azabını getir” demek oldu. (Ankebut/29)

 

Translate »