BEDİR

BEDİR

Karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için andolsun bir ayet (ibret) vardır. Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu diğeri ise kafirdi ki göz görmesiyle karşılarındakini kendilerinin iki katı görüyorlardı. İşte Allah dilediğini yardımıyla destekler. Şüphesiz bunda basiret sahipleri için gerçekten bir ibret vardır. (Ali İmran/13)

Hani sen mü’minleri savaşmak için elverişli yerlere yerleştirmek için evinden erkenden ayrılmıştın. Allah işitendir bilendir. O zaman sizden iki grup neredeyse ‘çözülüp geri çekilmek’ istemişti. Oysa Allah onların (velisi) yardımcısıydı. Artık mü’minler yalnızca Allah’a tevekkül etmelidir. Andolsun siz güçsüz iken Allah size Bedir’de yardımıyla zafer verdi. Şu halde Allah’tan sakının O’na şükredebilesiniz. Sen mü’minlere: “Rabbinizin size meleklerden indirilmiş üç bin kişiyle yardım-iletmesi size yetmez mi?” diyordun. Evet eğer sabrederseniz sakınırsanız ve onlar da aniden üstünüze çullanıverirlerse Rabbiniz size meleklerden nişanlı beş bin kişiyle yardım ulaştıracaktır. Allah bunu (yardımı) size ancak bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla tatmin bulsun diye yaptı. ‘Yardım ve zafer’ (nusret) ancak üstün ve güçlü hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’ın Katındandır. (Ki bununla) İnkâr edenlerin önde gelenlerinden bir kısmını kessin (helak etsin) ya da ‘umutları suya düşmüşler olarak onları’ tepesi aşağı getirsin de geri dönüp gitsinler.’ (Ali İmran/121-127)

Onlar kendilerine insanlar: “Size karşı insanlar topla(n)dılar artık onlardan korkun” dedikleri halde imanları artanlar ve: “Allah bize yeter O ne güzel vekildir” diyenlerdir. (Ali İmran/173)

Bundan dolayı kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan bir bolluk (fazl) ve Allah’tan bir nimetle geri döndüler. Onlar Allah’ın rızasına uydular. Allah büyük fazl (ve ihsan) sahibidir. (Ali İmran/174)

Hani Allah iki topluluktan birinin muhakkak sizin olacağını vadetmişti; siz de güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah sözleriyle hakkın ve inkâr edenlerin arkasını kesmek (kökünü kurutmak) istiyordu. O suçlu-günahkârlar istemese de hakkı gerçekleştirmek ve batılı geçersiz kılmak için (böyle istiyordu.) Siz Rabbinizden yardım taleb ediyordunuz O da: “Şüphesiz ben size birbiri ardınca bin melek ile yardım ediciyim” diye cevap vermişti.  Allah bunu yalnızca bir müjde ve kalblerinizin tatmin bulması için yapmıştı; (yoksa) Allah’ın Katından başkasında nusret (zafer ve yardım) yoktur. Hiç şüphesiz Allah üstün ve güçlü olandır hüküm ve hikmet sahibidir. Hani kendisinden bir güvenlik olarak sizi bir uyuklama bürüyordu. Sizi kendisiyle tertemiz kılmak sizden şeytanın pisliklerini gidermek kalblerinizin üstünde (güven ve kararlılık duygusunu) pekiştirmek ve bununla ayaklarınızı (arz üzerinde) sağlamlaştırmak için size gökten su indiriyordu. Rabbin meleklere vahyetmişti ki: “Şüphesiz ben sizinleyim iman edenlere sağlamlık katın inkâr edenlerin kalblerine amansız bir korku salacağım. Öyleyse (ey Müslümanlar) vurun boyunlarının üstüne vurun onların bütün parmaklarına.” (Enfal/7-12)

Eğer fetih istiyor idiyseniz (ey kâfirler) işte size fetih; ama eğer (inkârdan ve eski yaptıklarınızdan) vazgeçerseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Yok geri dönerseniz Biz de döneriz. Topluluğunuz çok da olsa size bir şey sağlayamaz. Çünkü Allah mü’minlerle beraberdir. (Enfal/19)

Hani siz vadinin yakın kenarında onlar uzak yamacındaydılar; kervan ise sizden daha aşağıdaydı. Eğer sözleşseydiniz kaçınılmaz olarak sözleşme yeri (veya konusu) hakkında anlaşmazlığa düşerdiniz; ancak Allah olacağı olan işi gerçekleştirmek için (böyle yaptı). Böylece helak olacak kişi apaçık bir delilden sonra helak olsun diri kalacak kişi apaçık bir delilden sonra hayatta kalsın. Şüphesiz Allah gerçekten işitendir bilendir. Hani Allah onları sana uykunda az gösteriyordu; eğer sana çok gösterseydi gerçekten yılgınlığa kapılacaktınız ve iş konusunda gerçekten çekişmeye düşecektiniz. Ancak Allah esenlik (kurtuluş) bağışladı. Çünkü O elbette sinelerin özünde saklı duranı bilendir. Karşı karşıya geldiğinizde Allah ‘olacağı olan işi gerçekleştirmek’ için onları gözlerinizde az gösteriyor sizi de onların gözlerinde azaltıyordu. Ve (bütün) işler Allah’a döndürülür. (Enfal/42-44)

hiçbir peygambere yeryüzünde kesin bir zafer kazanıncaya kadar esir alması yakışmaz. Siz dünyanın geçici yararını istiyorsunuz. Oysa Allah (size) ahireti istemektedir. Allah üstün ve güçlüdür hüküm ve hikmet sahibidir. (Enfal/67)

Eğer sana ihanet etmek isterlerse onlar daha önce Allah’a da ihanet etmişlerdi; böylece O da “bozguna uğramaları (için) sana imkan vermişti.’ Allah bilendir hüküm ve hikmet sahibidir. (Enfal/71)

Translate »